Restoran Değil Rasathane: Tarihi Karaköy Balıkçısı (Grifin Fish Restaurant)

Bir önceki Çukur Meyhanesi yazımızda Culinary Backstreets mekan önerilerinin anlam ve öneminden dem vurmuştuk. “Yabancı insan samimi öneriler yapıyor, güzel mekanlar keşfediyor” demiştik. Ancak bu tespitimiz elbette ki tüm tespitler gibi bir genelleme. Bir genellemenin de doğal olarak istisnai bazı durumları olur.

Karaköy’de dolandığımız bir akşam bir anda ilginç birşey oldu: Karnımız acıktı. Civarda bildiğimiz birkaç mekan vardı ancak maceracı ruhumuz yeni bir seçenek denememizi öneriyordu. Bunun üzerine biz de Culinary Backstreets iPhone uygulamasını açtık, Karaköy önerilerinden Tarihi Karaköy Balıkçısı’nı denemeye karar verdik. Söz konusu mekanı Batuhan Piatti’nin “Hayat Batuhana Güzel” isimli gurme! programında da evvelden görmüş idik. İşbu programda Batuhan mekanın sahibi ile manzaralı bir masada karşılıklı oturmuş sohbet ediyor, gelen mezeleri de “oh oh oh”, “çok çok güzel”, “işte ben böyle seviyorum”, “ne güzel, saf taze deniz ürünü, hiçbir süs yok, sizin tarzınız bu mu” diyerek hüpletiyor, beriki de “evet biz sadelikten yanayız, deniz ürününün saf lezzetini ön plana çıkarıyoruz” diye felsefi felsefi göz süzüyordu.

Açıkçası Batuhan’la falan işim olmaz. Ama biz de sadelikten ve deniz ürününün öldürülmemiş saf lezzetinden yanayız. Üstelik Culinary Backstreets önerilerini de ciddiye alırız. Dolayısıyla felsefemize uygun, malzemeye değer veren kaliteli bir balık lokantası olabileceğini düşünerek mekanı bir denemeye karar verdik. Mekanın adında geçen “Tarihi” ibaresi de karar alma sürecimizde bir atasözü gibi yardımcı oldu sağolsun. Ama bakın ne oldu:

Mekanı Akın Balık’ın arkasındaki çıkmaz sokakta bulduk. Mekana çıkmaya yeltendik ancak bir kapı görevlisi tarafından durdurulduk. Rezervasyonumuz var mıydı, ne münasebet, yoktu. Peki o zaman yer var mıydı: bunu öğrenmek amaçlı bazı gizli telsiz konuşmalarında bulunuldu. Ne bahtsızmışız ki mekanda yer varmış, asansör suretiyle mekanın huzuruna çıkıldı. Mekana girmemle birlikte içimden “ÇABUK KAÇ BURADAN!” diye bir haykırış yükseldi ama artık kibar bir insan için dönülmez olan eşik aşılmış, garsonun teki sonradan mezar taşımız olacak masamıza doğru önümüz sıra ilerlemeye başlamıştı. Lanet olsun içimdeki haklı dürtüleri bastıran kibar insana! Mekanın göz gözü zor görür biçimdeki loşluğundan, içerdeki hepi topu 3 müşteriye (mekanda yer var mıymış, sormalıymış, beh beh beh) düşen 15 garsondan mütevelli boşluğundan, “Tarihi Karaköy Balıkçısı” alçakgönüllü ismi ile tezat lükslüğünden, gereken tüm kaçıp gitme dürtüsü damıtılabiliyor olmasına rağmen kaçamadık, mezarlık sessizliği ve kabir karanlığındaki mekanda garsonun peşi sıra kibar kibar, 15 garsonun bakışları altında, kuzu kuzu yol aldık.

restaurant_bar_tarihi_karakoy_balikcisi_r5_1523021019

Ebedi istirahatgahımıza vardğımızda, henüz çok genç olduğumuzu ve bunu hakketmediğimizi düşünerek bir 20lik rakı söyledik. Balık malık da söylemedik. Birkaç tabak meze ve mekanın çeşitli kaynaklarda övülen yemeklerinden biri olan balık çorbasını sipariş verdik. Siparişi alan garson da “balık çorbamız çok nefistir, mutlaka denemelisiniz” diyerek epey bir pohpohlamıştı zaten çorbayı. Önden gelen balık çorbasının tadında bırakın pohpohlamayı, şurada iki satır yazı yazmayı gerektirecek hiçbirşey yoktu. “Madem balık restoranıyım neden menüme bir de balık çorbası koymayayım ki” diye düşünen her restoranın, yapmasını bilip bilmeden servis ettiği o balık çorbalarından bir tabak daha. Geç.

Ardından rakımız ve peynirimiz geldi. Peynir tatsız, rakı da şişede değil, sürahide. Bu uygulamayı birkaç yerde daha gördüm, bir tanesi de Beşiktaş’daki Sıdıka Meze Restoranı. Hiç hazzetmediğim berbat bir uygulama. Müşteride kazıklanma ve zehirlenme fobisi uyandırmaktan öte hiçbir anlamı olmayan, estetik bir anlamı varsa da onun anlamı batası bir uygulama. Hani sanki annanemin TV örtülü evine gitmişim de, “anayne bir rakı doldur da içek” demişim de, anayne de rakı şişesi bardaklarla takım değil diye takımın sürahisi ile rakıyı getiriyor gibi. Geç.

Gelen mezeler: Karides, levrek marin, patlıcan ezme.

  • Karides:Altı (rakamla 6) tane orta boy (jumbo değil) karidesi haşla, yan yana tabağa koy, üstüne ayçiçek yağı dök. İşte “deniz ürününün saf lezzetini ortaya çıkaran”, Batuhan’ın hüp hüp yuttuğu tabak bu. Geç.
  • Levrek marin: İki küçük parça levrek, sirke dolu tabağın içinde can vermişler. İstersen ekmeğini batır suyuna, tabi ekmeğini sirkeye batırmayı seversen. “Deniz ürününün saf lezzetini ortaya çıkarmak” için kimi zaman onu yarım şişe sirkenin içine atmak gerekiyor demek ki. Ne diyebilirim, Tanrı ve onun gizemli yöntemleri. Geç.
  • Patlıcan Ezme: Patlıcan Ezme’yi sanırım BİM’den almışlar. Buradan bir tavsiye: Carrefour’dan alırsanız o daha iyi. Carrefour’un patlıcan ezmesi Tarihi Karaköy Balıkçısı’nın BİM marka patlıcan ezmesine basar! Geç.
  • Baktık şaka maka aç kalıyoruz, bari bir ara sıcak söyleyelim dendi. Karides Güveç söyledik. Gelen nesne, karides güveçten çok domatesi abartılmış bir melemene benzeyen, alkolü çok kaçırdığımız günlerde duvar diplerine bıraktığımız özsuyu tadında birşey. Tadına baktık, hemen bıraktık. Geç, geç, geç.

    Gelen hesap: 250 TL. Yediğimiz bunlar, içtiğimiz de 20lik olduğunu sandığımız az bir rakı. O berbat Karides Güveç’in de 30TL’ye yakın bir fiyatı var. Bir balık restoranı lüks olabilir tamam, ama bu kadar kötü mezeler ve tatlarla bu kadar kötü olmak, işte o benim anlama gücümü aşar. Bu mekanla ilgili Internette yazılı yorumlarda şu ifadeye sık rastlanıyor: “Yabancı konuklarınızı götürmek için ideal…” . Evet, mekanın eski İstanbul’a, Karaköy’e, Haliç’e, Galata Köprüsü’ne hakim mükemmel bir manzarası var. Ama sonuçta yabancı konuklarınız da, her ne kadar cümle içerisinde belirtilmemişse de, muhtemelen insandırlar (…insan yabancı konuklarınız…) ve İstanbul’a gelmişken lezzetli birşeyler yemek isteyebilirler. Hep rasat, hep rasat, nereye kadar…

    Mezeler, Karides Güveç, Balık Çorbası @Tarihi Karaköy Balıkçısı (Grifin), Karaköy, İstanbul

    One thought on “Restoran Değil Rasathane: Tarihi Karaköy Balıkçısı (Grifin Fish Restaurant)

    1. cok guzel anlatmışsınız. keşke yorumunyzu gitmeden okusaymışız.bu aksam maalesef gittik.ve oradan ac, ve kazıklandıgımızı dusunerek ayrıldık.sunumda cok kotu idi.sakın gitmeyin.aynı manzaraya bakıp balık ekmek yeseniz hem daha cok karnınız doyar hem daha lezzetli

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir