Hırvatistan’da Greenpeace Yok Mu???

Lokanda Peskarija

Bu tuzaklı başlığın ardından şimdi tamamen alakasız biçimde devam etmeliyim. Şöyle mesela: Hiç turla bir yere gittiniz mi? Peki yurtdışında gittiniz mi? Ben gittim. Hem de bir değil, tam iki kere gittim. İnsan turla bir yerlere gittiğinde, hele bir de yurtdışında bir yerlere gittiğinde çok dikkatli olmalı. Turla yapılan seyahatlerde görülecek en güzel yerleri, yemek yenilecek en güzel noktaları kaçırmanız içten bile değildir. Bu yıl Hırvatistan’a ETS turla gittiğimde bu benim ikinci yurtdışı turu tecrübemdi, dolayısıyla talimliydim.

Dobrovnik’e vardığımızda açlıktan kudurmak üzereydik ve sevimli tur rehberimiz bir takım yemek önerilerini ardı ardına sıralamakla meşguldü. Dubrovnik dediğimiz yerde turistik olmayan hiçbir köşe bucak yok; her şey turistik. Rehber bir şeyler anlatıyor, ben de eyvah diyorum içimden, nerede yiyeceğiz bu yemeği? Muhtemelen turistik bir yere gidip yüz paraya saçmasapan birşeyler yiyerek Dubrovnik turizminin sıradan anılarla dolu tarihine birer çentik olarak işleneceğiz. Neyse efendim, rehberimiz bizi şöyle bir aldı dolandırdı, Dobrovnik’in en civcili, en el kadar ve en manzaralı yeri olan küçücük marinasındaki iki restoranı da gösterip “Buralarda birşeyler atıştırabilirsiniz ama yemek yemenizi tavsiye etmem” dedikten (ki herkes marinada veya meydanda yemek yenmeyeceğini bilir) sonra bizi alıp içerlerde başka bir restoranın önüne “burası en iyisidir” diyerek park etti. Menülere bir baktık, menüler Türkçe, herşey de Türk damak tadına göre hazırlanmış gibi, üstelik garsonlar da Türkçe konuşuyor! Ortalık buram buram komisyon kokmakta!

Ustaca hazırlanmış bu tuzaktan güç bela sıyrılıp, hemen direksiyonu Dubrovnik içlerine doğru kırdım. Ama bir türlü doğru dürüst yemek yenecek bir yer bulamıyorum. En sonunda dolana dolana marinaya kadar gelmişim. Açlıktan ve yorgunluktan bayılmamak adına, şu marinadaki mekana oturuyorum artık yeter dedim, oturdum. Mekanın adı Lokanda Peskarija, yani “Balık Lokantası”. Oldukça iddasız bir isim. Garson geldi, sevimli sevimli konuştu, bık bık birşeyler anlattı. Birşeyler sipariş vermeye yeltendim, “aaa dedi, onlar çok büyük yiyemezsin sen o kadar”. Allah allah, tamam dedim, yiyebileceğim kadarını, küçük balık (böyle yazıyordu vallahi menüde: KÜÇÜK BALIK) ve yanında midye söyledim.

Lokanda Peskarija

Gelenin ne olduğuna yukarıda bakabilirsiniz. İki adet sevimli tencerede, iki tencere dolusu balık ve midye. İnsan yiyecekti bu yemeği nihayetinde ve ben hepi topu bir insandım.

Burada midye hakkında öfke dolu ufak bir parantez açalım. Sarımsaklı, zeytinyağlı, kendi suyunda, kapalı tencerede pişmiş bir midye bu. Midyeyi, neden bilmiyorum, Türkiye’de bu şekilde yiyebilmek mümkün değil ve bu durum beni çok sinirlendiriyor! Ya kızartma yağının içinde boğup öldürecekler midyeyi ya da dolmasını yapacaklar! Neden şu şekilde yapamıyorsunuz kardeşim siz midyeyi! Hani bir tane mekan olsun Türkiye’de midyeyi şu şekilde yapan gidip kombine biletini alıcam, o derece!

Biz küçükken midyeyi denizden toplar, sahilde bir ateş yakıp, üstüne bir yağ tenekesi kapatır, midyeleri de o tenekenin üstüne dizip kendi sularında pişirir, öylece de oracıkta gömerdik. Midye işte öyle yenir. Yukarıda görülen, Lokanda Peskarija’nın yaptığı midye de bu tarife yakın. İtalyanlar da bu şekilde yapıyorlar. Lokanda Peskarija’nın midyesi, biraz küçük midyeler kullandıkları için fazla etli değildi. O yüzden tadı güzel olsa da yemesi zor ve zahmetli oldu. Zaten koca bir tencere olduğu için bitiremedim.

Küçük balığa gelince: Küçük balık, küçük balık dediği bizzat ve ta kendisi, PAPALİNA çıkmasın mı? Şok Şok Şok! Masamda bir tencere papalina ile baş başayım. Ben ki Ayvalıklıyım, ben ki Cundalıyım, o Papalinayı yıllardır Ayvalık’da yiyememişim, gelmişim yıllar sonra Dubrovnik’de yiyorum. Bilmeyenler için, adı Cunda ile özdeşleşmiş bu balık, aslında SARDALYA’nın yavrusudur. Avlanma yasaklarının devreye girmesi ile, uzun yıllardır Ayvalık’da restoranlarda servis edilmemektedir. Ayvalık’da Papalina diye servis edilen birşey var ise de o aslında küçümen sardalyadır. Evet, başlık şimdi biraz daha anlamlı oldu değil mi sayın sabırlı okuyucu?

Yemekle birlikte iki de bira gömdüğüm ve adeta çatlayana kadar yediğim, yine de iki tencereyi bitirmeye yaklaşamadığım mekanda gelen fatura 25 Euro oldu. Yani bu yemek aslında iki kişilikti ve iki kişi 25 Euroya doyabilirdi. Üstelik de çok lezzetli bir yemek yemiştim ve bunu Dubrovnik gibi turistik bir kasabanın en turistik yeri olabilecek marinasında, harika bir deniz manzarasına bakarak yapmıştım. Yine olsun, yine yaparım.

Papalina, Midye @ Lokanda Peskarija, Dubrovnik, Hırvatistan

One thought on “Hırvatistan’da Greenpeace Yok Mu???

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir